”The ideal of “free improvisation” is paradoxical: in order for improvisation to be free in the requisite sense, it must be a self-determining act, but this requires the involution of a series of mechanisms. It is this involutive process that is the agent of the act—one that is not necessarily human. It should not be confused for the improviser’s self, which is rather the greatest obstacle to the emergence of the act.” 

Ray Brassier – Unfree Improvisation/Compulsive Freedom

Vølksamt! yerel sahneye yeni gelen enteresan bir kolektif. Kendilerini sanat ve medyanın eksesif, şaşaalı vb. imgesinden soymaya adamış olan; işlevsel eklektisizm merkezli, D.I.Y ve Tracey Emin’den çok hoşnut olmayan bir grup. Grubun ilk albümü Hata Yapın bir süre önce farklı medyumlara düştü. Arkadaşlar Kadıköy’de bir albüm lansmanı dahi yaptılar…

(Yazı bu noktada ”tutarlı” olmak adına naratifleştirme sürecini bırakıyor)

Kadıköy’de tatsız ve kendini banal yapan bir espri anlayışı / parodi geleneği olduğunu söylesem bu kulaklara çok da yeni gelmeyecektir eminim. Ancak dürüst olmak lazım, hepimiz hayatımızın bir noktasında (esprinin kendisinden ziyade) Kadıköy’lü arkadaşımızın kendini kontrol edemez bir biçimde attığı kahkaların çekiciliğine tanık olmuşuzdur. Olmamak elde değil ki, şakanın kendisi ne kadar rezil olsa da ardından gelen ve şakanın kendisinden daha da yersiz olan kahkahanın planın bir parçasıymış gibi gözükmesi elbette büyüleyici bir olay. Sahici ”punchline” kahkaha, şaka ise sadece bir ”build-up” gibi adeta…

(Yazı bu noktada ”tutarlı” olmak adına naratifleştirme sürecine geri dönüyor)

Hata Yapın 28 şarkıdan oluşuyor. Tabii bunlara şarkı demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Ray Brassier’nin ”act-reflexivity” kavramına bir şarkıdan daha çok uydukları kesin bu parçaların. Ama bu bile tam oturmayacaktır çünkü Brassier’nin aklında metasonik bir taban üzerinde rekognisyon yapan bir sistemler bütünü var iken, Vølksamt! işin içine noise-hiciv (grup adına yorum yapma riskini göze alarak rasyonel bir kavramsal tabanda olmadığını söyleyeceğim) ekliyor…

(Yazı bu noktada ”tutarlı” olmak adına naratifleştirme sürecini bırakıyor)

Hollanda ve İstanbul* birbirini tamamlıyor. ”Ne alaka !”  der insan. Bir arkadaşım (ve şarabı) müzik hakkında tartışırken Hollanda’daki psychedelic müzik sahnesinin Avrupa’ya farklı yollar aracılığıyla okült estetiği dağıttığını anlatmaya başlamıştı. ”Oğlum ben size diyorum Selim Lemouchi sebep oldu Altın Gün’e…) diye devam eden bir tirad atmıştı da oradan geldi aklıma. Konuya bir bağlantısı yok gerçi. Ne diyordum ben ? İstanbul, aynen. İstanbul’da sert gruplar çıkmış. Haossaa falan. Birleştir Eindhoven ile İstanbul’u. Ne çıktı ? Grindcore ! Hem sert, siyasi hem de free jazz ayarında doğaçlamaya da açık. Yersen…

(Yazı bu noktada ”tutarlı” olmak adına naratifleştirme sürecine geri dönüyor)

Fruşante de Böyle İsterdi, Kara Elmas ve Tarih Tefekkürden İbarettir albümdeki yaratıcı siyasi eleştirilerin başlıca örnekleri olarak sayılabilir. Parça-lar ayrı ayrı bakıldığında oldukça etkileyici, örneğin Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine (22) diğer parçalardan çok daha yoğun ve saf bir vokal performans içeriyor. Arılar, Şeker Atalım Bitcoin Alalım ve onlar gibi birkaç ”şarkı” albümün akışını olduğundan uzun hissettiriyor, durumun ana kaynağı bu şarkıların kolektifin manifestolarında yazan misyona dair çok içeriğe sahip olmaması. Ancak bunun yanında albüm yerel sahneden son günlerde dinlediğim en ayarında parça-lardan biri olan Sünnet Şenliği‘ni de içeriyor. Sözlerin yerdiği konuyu sonik olarak da alaya alması bakımından albümün en iyi şarkısı o denilebilir. Dinlenme Odasında Xbox Var yerinde çok güzel fesat gitarlar içeriyor, o da albümün dinlemeden olmayacak şarkılarından biri sayılabilir.

İyisi ve kötüsüyle Hata Yapın geleceğe dair umutlandırıcı bir albüm ve Vølksamt! ın bize ileride sunacağı deneyselliklerin sadece bir fragmanı sayılabilir diye düşünüyorum. Gelecekte daha rafine bir biçimde Melt-Banana, The Contortions hat(t)a Throbbing Gristle benzeri eserler beklemek yanlış olmaz…

(Yazı bu noktada ”tutarlı” olmak adına naratifleştirme sürecini bırakıyor)

Vølksamt! bundan daha iyi müzik yapacak. Vølksamt! dinleyin. Foetus iyi müzik yapıyor. Foetus dinleyin.

Yazar: Ege Çoban