Yerel sahneden müzisyenlerle, karşılıklı çağrışımlar eşliğinde şekillenip büyüyecek bir derlemeler serisi olan “Çağrışımlar”; serbest bir ortamda, karşıdan gelen görsel/işitsel/edebi her türlü eserin yaratacağı çağrışımlar ile gelişen bir yolculuk. Serinin ilk bölümü ise ambient/drone/deneysel alanlarındaki üretimleriyle göz ve kulak dolduran pek sevgili Ekin Fil ile yapıldı.

Keyifli okumalar, araştırmalar!

ITV: Başlangıcı William Basinski ve Sam Taylor Wood ile yapıyorum; kelimelerimiz ise çözülme, dağılma olsun.

EKIN FIL: Basinski’ye karşılık 1972 yılından bir kayıt, Michel Chion’dan. Bayılıyorum bu kısacık şarkıya.

Satie’nin “Lui Manger sa Tartine”inin Patricia Escudero yorumu da bu filmin aklımdaki karşılığı oldu:

ITV: Michel Chion’a karşılık The Caretaker ve Takashi Ito geliyor; bir bütünun parçalara ayrılıp yeniden işlenmesinden doğanlara örnek olarak.

Patricia Escudero’ya karşılık olarak da Delia Derbyshire’ın yaptığı güzeller güzeli Bach yorumunu dinleyelim:

EKIN FIL: THE MOON’a karşılık:
Maggi Payne’nin sesleriyle

Time Bomb/SBI from Craig Baldwin on Vimeo.

Delia dinlerken Costin Miereanu geldi aklıma. Miereanu da hayal gücüne hizmet eden bir müzik yapıyor. Farklı biçimlerde pek çok kaydı var. Musique Concrete ilginizi çekiyorsa kulak kabartmanızı öneririm.

Bu:

Bu da acayip bi’ alternatif olabilir:

Caretaker’ın tozlu sample’ları Açık Radyo’daki “Ahşaptan Betona Mecidiyeden Jetona” programını getiriyor aklıma hep ama şimdi ondan link vermeyeyim:) Bir Julie London klasiği gelsin:

ITV: Maggi Payne ve Craig Baldwin ikilisine cevabım Stan Brakhage’den geliyor, kendisi içerik ve görsel olarak yıllar yılı ilham kaynağı olmuştur:

Costin Miereanu ‘ya karşılık Oren Ambarchi, aynı sularda geziniyorlar gibi hissediyorum:

Julie London’a cevabım ise Bonnie Beecher’lı Twilight Zone’dan geliyor; sanırım dinlediğim en güzel ve izlediğim en komik şeylerden biri:

EKIN FIL: Bonnie Beecher çok tatlıymış. Benimki o kadar değil, hatta biraz içli geliyor bana. Şarkıyı ilk defa geçenlerde izlediğim bir filmin sonunda duydum (<http://www.ifistanbul.com/fil m/drift/1667/>) bu da neyin nesiymiş derken şarkının bir de Ariel Pink yorumu olduğunu gördüm. Tabii ki orjinali Ariel’e bin basar:

Oren Ambarchi beni eskilere, 2000 yılına götürdü. Arovane’i tanıyıp sevdiğim albümünün açılış şarkısı:

Stan Brakhage’e de bayıldım. Geçenlerde yitirdiğimiz Paul Clipson’ı analım istiyorum:

ITV: Bonnie & Joe Emerson’u Bela Tarr’ın Damnation filmindeki bu sahnede, bu parçadan hemen sonra görmek istedim:

Arovane <3 Bana Durutti Column’u getirdi:

Paul Clipson’ın güzel kargaşasından James Whitney’e geçiyorum:

EKIN FIL: Hımmm, ilk defa dinledim şimdi bunu. Macaristan’dan Yunanistan’a uzanalım o zaman. Lena Platonos da 80’li yıllardan bir isim. Son yıllarda malum yeniden keşfedilip bayağı bi ‘popüler oldu.

Durutti Column’ın nerede duysanız tanıyacağınız kadar kendine has bir sound’u var. Bu şarkı da malum klasiklerden. Jefre Cantu Ledesma çalacağım karşılığında, 2017’den. Bence Jefre de çok hayran Durutti’ye, net bir duygudaşlık var gibime geliyor.

Jordan Belson hakkında çok şey bilmiyorum ama “Allures”de görmek istediğim her şey var sanki. 🙂 Hareket, renk, ışık ve ses arasında sonsuz bir yolculuk. Seyretmesi çok zevkli.

ITV: Tınıların aralığı ve çeşitliliği önce Ghostbox Records’u, oradan da The Advisory Circle’ı getirdi. Bir yandan da Klaus Nomi geldi ama Ghostbox’ta kalayım istedim. (https://ghostbox.co.uk/)

Durutti Column ile başlayan bu naif yaz hissiyatı Jefre Cantu ile daha da zenginleşti. Bu hissin çağrıştırdığı anlam Smashing Pumpkins’in eski dönemlerini hatırlatıyor, günün aynı vaktinin insanları gibi:

Sam Taylor Wood”un sabit ama kendi içinde çözünen görüntülerinden başlayıp giderek hızlı ve akışkan sahnelere geçiş yapmış olduk. Sırada Oneohtrix Point Never var :

EKIN FIL:

Advisory Circle’a karşılık: 2009 tarihli bu ortak albüm bana çok sinematografik geliyor desem ukalalık yapmış olmam umarım. Albüm baştan sona aşırı iyi kurgulanmış bir film gibi. O yüzden şarkı seçemedim. Bir oturuşta, kesmeden dinlemenizi öneririm.

Smashing Pumpkins hiç bağ kuramadığım bir grup oldu. Şimdi bunu çalınca tabii 90’lara bi’ gittim. O zamanlar çok dinlediğim şeyleri yeniden dinlemek bende karmaşık duygulara sebep oluyor, çok sık yapamıyorum. Bu şarkı ise bence hala çok iyi bir şarkı.

Oneohtrix’e karşı geçen seneden bir şarkı. Yine bir rüya, bi’ sonsuzluk, renkler, ışıklar filan…

Fotoğraf: Erinç Güzel