ELZ AND THE CULT. Bu ismi yakın dönemde ve gelecekte çok daha fazla duyacağız. İlk yayınladıkları albüm olan “Polycephaly” nin ardından her adımıyla birlikte kendisini yenileyen ve bu değişimi sanatının her noktasında hissettiren grup, öncelikle lokal sahne için daimi bir heyecan olmaya devam ediyor. Darkwave kültürünü çıktığı döneme hapsetmeyip günümüzde de ruhunu yaşatmaya ve dönüştürmeye devam ederken, 14 Aralık’ta yayınladıkları “PSYCHODRAMA” albümü ise ufukta beliren projelerin de habercisi niteliğinde ve tam anlamıyla ışığını kilometrelerce uzağa yayan bir vizyonun yansıması.

Bu zamana kadar, Bewitched As Dark, Osilator, BasicDisarm, RedRice, Kutay Soyocak gibi bağımsız sahnenin enerjisini yükselten sanatçılarla çalışan ELZ AND THE CULT, 12 Ocak’taki İzmir konserinin ardından Londra’da konser vermeye hazırlanıyor.

Önceleri sadece şarkı sözleri yazdığın bir dönem sonrasında bir grup kurma evresine geçiş yaptın. Nasıl gelişti olaylar ?

Sanırım tamamen kendimde yaptığım bir şeyleri yayınlama özgüvenini yavaş yavaş bulmamla ve çevremde bu güzel güveni ve desteği bana veren insanlarla başladı. 14 yaşındayken aldığım ikinci el Casio bir midi keyboard ve Mixcraft programıyla odamda bir şeyler yapmaya başlamıştım. Sonra yavaş yavaş şarkı sözlerimi ve şarkılarımı Soundcloud’da iletişime geçtiğim başka projelere, müzisyenlere satmaya başladım PayPal’ın olduğu güzel bir dönemdi tabii. Şu an hala birlikte çalıştığımız Efe’nin de büyük bir katkısı olduğunu söyleyebilirim sahne yolculuğunun başlamasında.

Düşüncelerini ve hissettiklerini ifade ediş biçimi ve dokusu olarak kendini Darkwave / Goth kültürü ile ilişkilendirmenin sebebi nedir ? Kendini neden bu kültüre daha yakın hissediyorsun ? 

Küçük yaştan beri dinlediğim şeyler hep iki dünya arasında gidip geliyordu. Müzik yapan ve müzikle hep iç içe olan bir evde, ailede büyüdüm. Annemin kasetçaları, babamın bağlaması evde hiç susmazdı. MTV bir şekilde televizyonda hep açık olurdu. Bir sürü şey dinleyen, dinleten müziğin açık olduğu bir büyüme çevresinde de çok fazla farklı janrı dinleme fırsatım büyürken bunları kendi filtremden geçirme şansım oldu. Karanlık olan her şeye çok büyük ilgim her zaman vardı ve hep kendi karanlık tarafımı daha çok keşfetmek, perspektifimi güçlendirmek hep istiyordum. Bir yandan Madonna’ya bir yandan The Cure ve Marilyn Manson’a hayran ve aşık olarak büyüdüm. İki Dünya’yı nasıl birleştirebileceğimi hep düşündüm. Formüle dayalı pop dünyasını ve abartılı, cilalı personasını ona aslında tamamen dışarıdan bakan ve sahiplenmek istemeyen Gotik bir dünyayla nasıl birleştirebilirdim diye hep düşünüyordum.

2. albümünüz “Psychodrama” ile birlikte bir de fanzin yayınladın. Neden bir fanzin yayınlamak istedin ? İçeriğinde neler bulabiliriz bu fanzinin?

Albümü fiziksel olarak yayınlarken hikayesinin küçük 5 sayfalık bir kitapçığa sığmayacağını biliyordum. Daha geniş ve interaktif bir albüm kitapçığı yapma fikrim hep vardı, ‘zine’, fanzin okumayı, biriktirmeyi de çok seviyorum. PSYCHODRAMA tek basımlık fanzini içerisinde albümü etkileyen filmlerden, yazarlardan, kitaplardan ve görsellerden referansların yanı sıra albümün kitapçığı formu bozulmuş bir şekilde yer alıyor. Ama en önemli kısmı ise içinde birbirinden güzel bu işe birlikte girişmek isteyip katkıda bulunan 15 farklı sanatçının da işleri mevcut. Yazısal ve görsel işler bunlar. Deneme yazılarından karakalem çalışmalarına, dijital tasarımlardan şiire kadar bir çok formda harika eserler mevcut. Bütün işler de albümün konu aldığı anahtar kelimeler ve temalar etrafında. 

ELZ AND THE CULT ile sanatın farklı alanlarında üretmeye ve üretirken kendin yap kültürünü benimseyerek devam ederken başka sanatçılarla da iş birliği yapıyorsun. Genel hatlarıyla nasıl bir deneyim oluyor senin için tüm bu süreç ?

İş birliği yapmaktan inanılmaz büyük bir mutluluk alıyorum ve beni çok heyecanlandırıyor. Yaptığım iş ile tamamen evliyim en büyük tutkum inandığım şeyi üretmek. Bunu da sanatın bambaşka ya da benzeri alanlarıyla ilgilenen birlikte çalışabileceğim insanlarla yapmak ve kollektif bilinçle büyütmek ve detaylandırmak en büyük hayalimdi. Kalıcı bir şeyler üretmek bunları üretirken de birbirine destek ve paylaşımla komüne geri vermek ve kazandırmak istiyorum. Gücüm yettiğince ve ELZ AND THE CULT projesi devam ettikçe çevresiyle sürekli etkileşim halinde olan ve kollektif bir bilinç ile ilerleyen bir hareket olacak. 

Hepimizin içinde olan o karanlık tarafın sanat yoluyla başkalarına ışık oluşu ve bu gücün bize devam edebilme yetisini kazandırması inanılmaz bir döngü. Sence şu an tanık olduğumuz bu dönemde yapılan şeyler, öncelikle Türkiye’de nasıl bir etki uyandırıyor ? Bu dönemde oluşan, sanatın her kolunda yeşermeye devam eden heyecan verici gelişmelerle ilgili fikirlerin neler ?

Çok iyi hissediyorum. Alt kültürdeki insanlar olarak birbirimizi etkilediğimizi görmek, artık yavaş yavaş mağdur olan taraf, ‘kurban psikolojisinden’ çıkabildiğimi görebilmek -en azından çevremde- ve üreten insanların daha çok ürettiğini deneyimlemek büyük mutluluk veriyor. Bir şey söylemek istiyorsak şu an tam olarak zamanı ve yeri. Oturup bekleyip yapsak da olmayacak, yapsam kime ne kadar dokunacak mentalitesinden çıkış ve aslında kelebek etkisiyle yapılan ya da söylenen, paylaşılan en ufak şeyin bir insanı bile etkilemesinin ne kadar önemli olduğunu fark etmek gerekiyor. İnsanlar da kulaklarını biraz daha açmaya ve sesleri duymaya başladılar. Umarım özellikle 2018 sonlarında kazanılan bu heyecanlı ivme ve destek ortamı sürekliliğini ve üretkenliğini kaybetmez.