30 Haziran akşamı, güneş batarken D.I.Y. plak şirketlerinin yeni neferi Table Records lansmanını kutlamak, müziklerini dinlemek için Ankara’da bir araya geldik. Her açıdan muhteşem geçen, kaçıranların üzüldüğü bu gece fanikedi’nin samimi ve insanı yakalayan şarkıları ile başladı. Zeynep Çetinel’in gitar ve olanca naifliğiyle buluşmasından doğan fanikedi içtenliğini asla yitirmeden müziğini yaptı. İç sahneye geçtiğimizde Okay Vivivan ile karşılaştık. Okay Vivian gerek sesini kullanışı gerek sahneye hakimiyeti gerekse ürpertici iyilikteki müziği ile gecede unutulmaz dakikalara imza attı. Ardından çıkan Wave Flipper, surf rock’ın en cool tonlarını bize sundu. Mukavva davulu, bassları ve savruk tınlayan gitarı ve enerjisi ile kalabalığı kendine hayran bıraktı. İç sahneye tekrar geçtiğimizde Urværk’e rastlıyoruz. Urværk sahneye çıktığında gün batımından tan vaktine yaklaşıyor ve müziğin nefes aldığı bu projeyle etrafta çok kişi olmasına rağmen yalnızdık çünkü elektronik bir bulutun içindeydik. Wouwiuva sahnede belirdiğinde ise gece bitiyordu. Teknolojik ve organik sesleri tek potada eriten bir Wouwiuva’yu dinlerken yerimizde durmak pek mümkün olmadı. 

Takip etmesi heyecan verici plak şirketlerinden birisiniz. Çok iyi bir fikir olan plak şirketi kurma fikri zihinlerde nasıl yeşillendi? Nasıl bir araya geldiniz? 

 Öncelikle çok teşekkür ederiz. 

Table Records’u üç ay kadar önce başlattık fakat bu fikir yaklaşık iki senedir aklımızdaydı. Ankara’da yaşayıp müzik üreten çok güzel bir kitle var. Bu insanlar tanışmaya, beraber projeler yaratmaya başladılar. Geçtiğimiz bir-iki sene içinde yapılan etkinlik ve konserlere baktığımız zaman artık Ankara’da bağımsız bir müzik sahnesinden bahsedebiliyoruz ((bunun için bağımsız müziğe kapılarını sonuna kadar açan Noxus, Haymatlos Mekan ve Stüdyo Allegro’ya; yaptıkları harika etkinlikler için de A.I.D. ve In the Void’un dayanışma ruhu ile canla başla çalışan ekiplerine teşekkür ederiz). Bu oluşan kültürü ve hareketliliği kalıcı hale getirip daha da desteklemek adına insanları bir çatı altında toplama gereği duyduk. 

Ankara menşeili bir plak şirketi olarak yola çıktık ama çok kısa süre içinde başka kentlerden de müzisyenlere ev sahipliği yapmaya başladık ve bu durum bizi çok sevindiriyor.

Table Records şimdiden çok iyi isimlere ev sahipliği yapmaya başladı. Farklı türlerde süzüldüğünüzü de görüyoruz belli bir janra ait değilsiniz sizi bir araya getiren nedir?

Belirli bir tür üzerinden ilerlemektense bir manifesto ile yola çıkmayı tercih ettik, “Kendin-yap kültürünü benimsemiş müzisyenleri destekliyoruz”. Müzikal içerikten ziyade üretim süreçlerindeki benzer anlayışları bir araya getirmeye çalışıyoruz.

D.I.Y. kültürü sizin için ne ifade ediyor?

D.I.Y /Kendin Yap’ı bireylerin bir eser üretebilmesi için hiçbir kimse veya kuruma ihtiyaçları olmamasını amaçlayan bir anlayış olarak görüyoruz. Ülkemizde ise D.I.Y buna ek olarak sosyal ve ekonomik şartların zorluğundan dolayı bir mücadeleyi ve ayakta kalma çabasını da temsil ediyor bize göre.

Yakın zamandaki projeler neler? Ağırladığınız müzisyenleri dijitalden basılı kopyalara aktarmayı düşünüyor musunuz?

Dijital yayınların yanında bu hafta müzisyenlerin parçalarından oluşan karışık kaset kayıtlarına başladık, ilerleyen zamanlarda da plak yapmayı düşünüyoruz. Birincisini 30 Haziran’da Ankara HaymatlosMekan’da yaptığımız Table Records etkinliklerini başka kentlerde de yinelemeyi planlıyoruz.

 Sizler neler dinliyorsunuz, bu sıralar kulağınıza takılan neler var? Radarınızdaki plak şirketleri hangileri? 

M4NM, Transferans, Sumatran Black Records, Tantana Records. Yurt dışı olarak Captured Tracks, David Dean Burkhart’s Compact Casette, Four Tet’in yapmakta olduğu playlist, Steezyasfuck, Emptyset.