Aşağı yukarı bir haftadır buralardayım. Pazar günü hayatın durduğunu bildiğimden oldukça geç kalktım. Karnım acıktı. Kaldığım daireye 150-200m uzaklıkta bir pizzacı var, açık olduğu zamanlarda bütün kaldırım doluyor. Küçük boy alsam az gelir, büyük boy çok ucuz değil… Hay tüküreyim. Yine çok yedim anasını satayım. Neyse.

Yolun aşağısında teknik üniversiteli gençlerin oturduğu bir bar var, fiyatları da fena sayılmaz. Le Fac. Genelde mekanlarda insanlar hem sümsük hem rasyonel . Karşılarındaki kişinin kafası karışınca, boşanma davası açarcasına drama yaratıyorlar. Sebebi belki de orta-yaş krizdir. Gençleri daha iyi ya. Hizmet sektörü her yaştan insanı mahvediyor olsa da, harbiden buralı gençler orta-yaşlılar kadar dikkat etmiyorlar bu ayardaki durumlara. Yanılıyor olma olasılığım fazlasıyla yüksek.

Ama bu mekan güzel. 3 garson/barmen var, her işi inanılmaz kaliteli bir yarı-profesyonellikle hallediyorlar. Amstel, Yunan adalarında baya ucuzmuş (bir arkadaşım anlatmıştı). Sanırım telefonda konuşmuştuk, yada bir iki sene önce Kadıköy kral tekelden dönerken. Barmen bir şeye kitlenmiş, yandaki kıza gördüğünü anlamadığına dair bir şeyler geveliyor. Ne oluyor ki ? Hop ! Kız iyi mi acaba ?

Gözler ? Oto-pilot.

Kollar ? Bahçıvansız hortum gibi.

Bacaklar ? Spazm. En saf ve saldırgan haliyle spazm.

Müdahele etmemem daha akıllıca olur. Daha önce bu kadar yakınımda nöbet geçiren biri olmamıştı. Yanlış bir şey söylemeyi veya yapmayı göze alamam. Masaları çekmede yardım etmem en iyisi.

Şimdi ortalık daha sakin. Çantamdaki kitaba iki gündür doğru düzgün bakmadığım için vicdan azabı çekmelimiyim ? Evet. Amstel ? Elbette. 2 – 3 saat oldu ya oturalı, artık bende İngiliz turistler hakkında yapılan esprilere gülebilirim. Bir tanesi sevgilisinin beyaz şarabını ödemek için oturduğum masanın yakınına geldiğinde benimle muhabbet etmeye çalıştı. Aklıma konuşacak konu gelmediğinden Yunan adalarında Amstel’in daha ucuz olduğunu duyduğumu söyledim. 20 tane İngiliz. Arada belki 3 tane Avustralyalı. Çok ses çıkarıyorlar. Halbuki pazar burada hayat durur. Bilmiyorlar sanırım. 2-3 saat otursalar belki onlarda bir sonraki turistler hakkında yapılacak geyiğe katılırlar.

Oturmadılar. Bende sokağa daha yakın olan bir masaya geçtim. Işıkların kızıllığı her geçen dakika artıyor. Ben ise fırsattan istifade kitabıma bakmadığım için kendime küfür etmenin yeni yollarını arıyorum. Kendinizi bu tür bir durumda nasıl daha aşağılık yapabilirsiniz ? Cevap çok basit:

WiFi şifresi: chateau27

Ayarlar, Facebook, Whatsapp, Facebook, YouTube, Google Images, …

Yolun sonu Spotify. Albümlere bak, çık, Albümlere tekrar bak, gözüne takılan bir “Various Artists” derlemesini dinle. Yok olmadı. Yani sanırım. Sörf vakti.

.

.

.

Geldik. Sıradan gözüküyor. Ama belli de olmaz.

– A Quiet Place –

– Mi Scusi –

– Still Smiling –

– Defenestrazioni –

– Mi Scusi –

– Nur Zur Erinnerung –

Amstel ?

Cevap yok.

Ağlamaya yakınım.

Bu gecelik bu kadar.

Yazar: Ege Çoban