Berlin’in en önemli güncel müzik festivallerinden XJAZZ Festivali, üçünü kez Türkiye’de gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıllarda caz severlerin yoğun ilgi gösterdiği festival, 12-15 Nisan tarihlerinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek. Müzik tutkunlarını yeni ve çağdaş seslerle buluşturacak festival, Türkiye’den de yirminin üzerinde caz sanatçısını konuk ediyor.

Kabak & Lin tarafından, Goethe-Institut İstanbul desteğiyle İstanbul’da,  peoplexpeople tarafından da Ankara’da düzenlenen XJAZZ Festivali, caz müziğinin kapsayıcı ve birleştirici özelliğinden faydalanarak dünyanın çeşitli ülkelerinden müzisyenleri bir araya getiriyor. Festivalin gelecek yıllarda farklı şehirlerde de düzenlenmesi planlanıyor.

14 Nisan’da XJAZZ İstanbul kapsamında “Uykuda Bir Bulut” isimli yeni albümünü Kadıköy KargART sahnesinden dinleyicilerle paylaşacak olan Deniz Taşar ile festival öncesi bir röportaj gerçekleştirdik.

Lise yıllarında başladığı şarkı söyleme yolculuğunda ses renginin yatkınlığından hem de müzik sevgisinden dolayı r&b, latin, pop ve caz çizgisinde şarkılar seslendirerek, kendisini zaman içinde geliştirmiş ve bu konuda önemli bir yer sahibi olan çeşitli yarışmalarda ödül kazanmış bir sanatçı Deniz. Severek yaptığı “işe” sınırları olmadan yaklaşarak, özellikle caz müziği hakkında edinilen yanlış yerleşmiş düşünceleri, tabuları da bir nevi dönüştürmeye çalışıyor.

1. 2005 yılında başladığın müzikal yolculuğunda caz müziği ile tanışman nasıl oldu?

Caz hiç bir zaman uzak olduğum bir müzik olmadı aslında. Çok bilinçli bir tercih olmasa da çocukluktan beri evde duyduğum, aşina olduğum bir müzikti. Lise yıllarında şarkı söylemeye başladığımda hem sesimin yatkınlığı hem de müzik zevkim doğrultusunda caz, latin, r&b ve pop tarzlarında parçalar seslendirdim. Cazla sınırlı kalmasa da seneler geçtikçe bu yolda ilerleyip, kendimi geliştirmeye çalıştım. Daha çok dinleyip, daha çok söyledim. Bunda önüme çıkan fırsat ve şansların da etkisi büyük.

2. Klasik bir soru olacak belki ama Caz müziği senin için ne ifade ediyor. Özellikle son dönemlerde bu türün eskisi kadar yaygın olmadığından hayıflanılırken sen bu durumu nasıl görüyorsun?

Benim için temeli sağlam bir zeminde özgürce koşmak, dans etmek gibi bir his. Hem müzisyenlerin müzikalitesi, enstrümanlarına hakimiyetleri ve bunun bir soliste verdiği güven hissini, hem icra ettiğin müziğin kültürünü, tarihini ve zaman içinde dinlediğin, esinlendiğin tüm sanatçıların izlerini çıkan her seste duymayı, hissetmeyi çok seviyorum ve türün, doğaçlamaya ve kendini ifade etmeye bu kadar açık oluşu özellikle kendini keşfetme aşamasında olan bir sanatçı için ilerde icra edeceği türü gözetmeksizin çok değerli ve keyifli bir tecrübe olduğunu söyleyebilirim. Ana akım caz eski yaygınlığında olmayabilir ama caz, yok olup gidebilecek bir tür olmadığı gibi dinlediğimiz çoğu yenilikçi ve kaliteli işlerde izlerine rastladığımız, bir sürü farklı türün doğumuna sebebiyet vermiş çok büyük bir değer. Bu sebeple olacaklar beni endişelendirmediği gibi aksine, geleceği heyecanla beklememi sağlıyor. Tüm bunlar bir yana, yine de çok daha fazla değer bulması ve ilgi görmesini, insanların caz lafını duyduklarında klişeleşmiş yanlış bilgileri düşünmemelerini de diliyor ve umuyorum.

3. Nardis Genç Caz Vokal Yarışması, Akbank JAmZZ gibi önemli yarışmalara katılıp buradan ödüller kazandın. Bu yarışmalara katılmanın sana ve genç sanatçılara kalıcı anlamda ne gibi faydaları oluyor?

Bu tip organizasyonlar bir yarışmadan çok, bir tanışma, kutlama ve ilham niteliğinde bence. Benim için tabii ki harika sonuçları oldu ama eminim tüm katılımcılar bu etkinliklerin çok büyük faydalarını görmüşlerdir. Düşünsenize bir anda ülkede cazla ilgilenen çok büyük bir kitleyle ve bu çevrenin çok değerli müzisyen, yazar, organizatör ve mekan sahipleriyle tanışmış oluyorsunuz. Bu tanışıklıkları verimli işlere, eğitimlere, dostluklara çevirmek tabii ki kişinin kendi elinde ama bir sürü kapı size açılmış oluyor. Benim için oralarda aldığım ödüller müzik yolunda ilerlemem adına çok önemli motivasyon ve ilham kaynağı oldular. Müzik her zaman bir parçamdı ama bu şekilde takdir edildikten sonra bu başarının hakkını vermem ve bu şansı en iyi şekilde değerlendirmem gerektiğini düşünüp müziğe daha çok asıldım.

4. İlk defa yeni albümün “Uykuda Bir Bulut” için Türkçe besteler yazıp söyledin. Ve oldukça oturaklı, başarılı bir çalışma ortaya çıktı. Diğer dillerden farklı olarak cazı Türkçe sözlerle buluşturmak nasıl bir deneyimdi senin için?

Öncelikle teşekkür ederim. Birilerinin hoşuna gidiyorsa ne mutlu bana. 🙂 Dil konusuna gelirsek, evet benim için yeni ve farklı bir deneyimdi Türkçe söz yazmak ve parça seslendirmek. Bunun sebebi benim ancak yakın zamanda bu türün yerli örnekleriyle tanışmış olmamdı. İstanbul’daki bu caz dünyasına karıştığım andan itibaren müziğe yaklaşımım, zevklerim, performansları dinleyiş şeklim, kendi müziğime bakış açım da değişmeye, gelişmeye, zenginleşmeye başladı. Başka bir yol daha çıktı önüme ve ben de başta çekinerek, sonra tadını çıkararak o yolda yürümeye başladım ve ilerlemeye gayret ediyorum. İngilizce’de hissettiğim rahatlık ve doğallık başka şekillerde kendini gösterdi bu sefer ve daha konuşur, dertleşir gibi, daha başka bir Deniz’le tanıştırdı beni. Sadece sözleri değil, müziği de farklı düşünmeme sebep oldu ve çok bundan çok keyif aldım. Şimdi aynı keyif ve heyecanla yeni parçalar yazıyor ve sizinle buluşturmak için can atıyorum.