İstanbul oluşumlu Nihil Piraye, kalabalık kadro ile hareket etmenin güçlüğünü aralarında geliştirdikleri güçlü frekans ile olabildiğince akışkan hale getirerek harika işlere imza atıyorlar. Berk Sivrikaya, Yağız Nevzat İpek, Zafer Sernikli, Alp Alptekin, Ozan Çirkinoğlu, Emre Dereli, Erentuğ Turan’ın birlikteliğinden doğan bu kadro, önceleri sound olarak daha yakın olduğu gitar temelli rock çizgisinden uzaklaşıp ritim ve synth’lere dayalı müziği ile sloganvari şarkı sözleriyle soyut hikayeler anlatıyor. Canlı sahnelerinde kullandıkları çift davul seti sebebiyle müziklerindeki etkiyi iki katına çıkaran grubun tıpkı bir ayin havasında geçen konserlerinin insan üzerindeki etkisi bir hayli güçlü. Geçtiğimiz sene belirli aralıklarla yayınladıkları “Değildir” tekliler serisini ise buradan dinleyebilirsiniz.

XJAZZ İstanbul kapsamında gerçekleşecek olan konserler serisinin 2. günü olan 13 Nisan Perşembe akşamı Peyote’de sahne alacak olan Nihil Piraye’ye konser öncesi birkaç soru yönelttik.

1. 2015 yılında yayınladığınız “Sanduka” albümünden sonra hem grup olarak hem de müzikal ifade olarak epey bir değişim evresinden geçtiniz. Bu durumu öncesi – sonrası olarak dile getirmek gerekirse eğer sizin için olaylar nasıl gelişti, değişen neler oldu ?

Bu değişimin temelinde kendi estetik algımızın zamanla evrilmesi yatıyor. Herhangi bir olaya ya da olaylar silsilesine bağlamak doğru olmayabilir. Kişisel hayatlarımızda bile sürekli ansal tutarsızlıklar, evrilmeler ve kırılmalar yaşarken, Nihil Piraye’nin de mizacının ve şeklinin değişmesi kaçınılmazdı. Bu değişim yaşandı ve bitti diyemeyiz, bunun sonu yok. Sizin de dediğiniz gibi sadece bir “ifade”den ibaret üretilenler. Basit ve muğlak argümanlarımız var son dönemde. Dolayısıyla değişimin sebebi hakkında kesin ve net bir nedensellik kurmak zor, hem bu bağlantıyı kurmak için kafa yormanın pek faydası da yok bize.

2. Özellikle 7 şarkıdan oluşan yeni tekliler serisi “İsmin Uzayda Kayboldu”nun atmosferi biraz daha ayin havasında, şarkı sözleri olarak da az ama öz bir ifade ediş şeklini benimsediğinizi söyleyebiliriz. Her birinize ayrı ayrı sormak istiyoruz; bu serinin oluşum sürecindeki yolculukta kendi içinizde ve birlikte üretirken nelere rastladınız içinizde, neler keşfettiniz ?

Emre: Gruba katılmam “Değildir” sürecinin başlangıcına denk gelmesinden dolayı benim için yeni bir yaratım deneyimi oldu. Normalde sündükçe sünen kayıt süreçlerinde yaşanan heyecan azalması, şarkıları tekli serisi halinde yayımlama stratejisi sayesinde yaşanmamış oldu. Hala hapsine tek tek kopuyorum. Çıkaracağımız sesleri elimizdeki imkanlarla kısıtlamak yerine çıkarmak istediğimiz sesleri üretmeye yönelik şartlar yaratmak benim için, bulunduğum diğer işlerden farklı ve olması gerektiğini düşündüğüm yöntem oldu. Bir de iddiasızlığın altında aslında saklı durma ihtimali olan büyük iddianın varlığı şahane.

Yağız: Beyran çorbası.

Alp: Kendime dair pek çok şey. O kadar kendime dair parçalar ki bunlar ne olduğunu ayırt edip size anlatabilmem çok zor.

Erentuğ: Saymayı bilmediğimi keşfettim.

Berk: Sanırım genel olarak daha az ciddiye alıyorum her şeyi. Küçüldüler.

Ozan: Nihil Piraye’de iki davulla göz göze karşılıklı çalarken, işleyen bir makinenin dişlisi, bir parçası gibi işlemeyi anladım. Beraber yapılan şeyin bir parçası olup beraber katkı sağlamak çok değerli gerçekten.

Zafer: Dinlediğim müziklerden ve izlediğim konserlerden beklentimin biraz değiştiği, bir yandan da içsel olarak neye heyecanlandığımı fark ettiğim bir dönem oldu geçtiğimiz bir yıl müzikal olarak. Dinlediğim müzik yelpazesi büyük bir kayma yaşadı, elektronik müzik türleri ile olan bağlarım kuvvetlendi. Bu da hem müzikal bakış açısı hem de teknik olarak Nihil Piraye ve Değildir ile olan etkileşimimi yeniden şekillendirdi.

3. Son çalışmalarınızın dumanı hala üstünde tütüyor fakat ufukta gözüken yeni plan, projeleriniz var mı?

Önce seriyi tamamlayacağız. Kayıtlar bitti gibi. Değildir serisinin sonrasına dair bazı planlar var elbette. Önce grubu dağıtacağız, sonrasına bakacağız.